House etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
House etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Efenim 1 yıldır sıkıldığımız ve beğenmediğimiz blog temasın değiştirdik değiştirmesine de şu başlıklarda Türkçe kabul etmeyişi kıl ediyor bizi. Yakın zamanda çözüm bulmaya çalışacağım ama şimdilik böyle yaratıcı başlıklar atmak zorunda kalıyoruz.


MCU dallandı, budaklandı. İpin ucunu yakalayamayanlar için dağ kadar dizi bölümü ve film bekliyor (Yazar burada kendinden bahsediyor). Ancak daha körpecik, tazecik ve yeni yeni oturtulan bir DC dizi evreni var ki o ipin ucunu da yakalamanız için çok az vaktiniz kaldı. DC'de bu sene neler izledik, gelin şöyle bir hatırlayalım.




Hoş Bir Fumetti yazı dizisinin final bonusu olan bu yazıda bu sefer ne İtalya'ya ne Amerika'ya gidiyoruz. Bu sefer gayet bizden iki seri var.

http://gnctcct.blogspot.com.tr/2015/08/hos-bir-fumetti-10-nick-raider.html


Hoş Bir Fumetti yazı dizisinde son olarak Nick Raider'ı ele alacağız. Nick Raider'ı sona bırakmamın sebebi, bu 10 seri arasında favorim olması. Gelin, beraber tanıyalım.



Hoş Bir Fumetti yazı dizisinde sona doğru geliyoruz yavaş yavaş. En sevdiğim 3 seriyi en sona saklamıştım. Bu hafta MagicoVento yani Türkiye'de bilinen adıyla Büyülü Rüzgar'ı tanıyacağız. 

Hoş Bir Fumetti serisi artık çok uzadı değil mi? Her hafta yeni yazıyla bitirelim o zaman bu yazı dizisini. Bu hafta gene benim için efsane fumetti serilerden biri olan Ken Parker'ı tanıyacağız...



Future Fight çıkalı uzun zaman oldu biliyorum, oyunu Ant-Man film incelemesiyle keşfettiğim için bu kadar geç kaldım galiba :) Ama Şampiyona'nın incelemesinin hâlâ okunduğunu görmenin sevinciyle yazmak için hâlâ geç olmadığını anladım. Böylece "Bu oyunla ilgili iki kelam yazamadım" şeklinde bir burukluk yaşamam hiç yoktan :)



Belki de bu yazıyı Hoş Bir Fumetti'ye giriş yaparken veyahut bittiğinde yazmam daha doğru olacaktı. Yazı dizisinin tam ortasına böyle bir makaleyle dalma nedenim yazma hevesimin uzun zamandır bu kadar hiddetle bana baskı yapması oldu.. Eğer henüz Hoş Bir Fumetti yazı dizisine başlamadıysanız bu yazıyı başında okumanız daha iyi olacaktır.





Hoş Bir Fumetti köşesine başlarken anlatacağım seriler kafamda hep belliydi. Bilindik serilerden sevdiklerim, chatte, orada, burada önerdiklerim, kuytu köşede kalan ismi duyulmamış Fumettileri tanıtacaktım. Bunlar arasında hiçbir yere sokamıyorum Bonanza'yı. Çünkü Bonanza tek başına ayrı bi' dünya, o kısacık hikayelerden bambaşka yerlere uzanan bir yolculuğu var aslında.



Hoş Bir Fumetti yazı dizisine vize-final gereği bir miktar ara verdikten sonra devam ediyoruz. İlk beş yazıdan sonrasının çok bilinmedik fumettilerle ilgili olacağını söylemiştim. Kafamda beş seri vardı ancak hangi sırayla yazacağım konusunda karar veremiyordum. Ben de alfabetik sırayla başlayayım dedim. Bu yazıdaki serimiz Bella&Bronco.
İncelemeye başlamadan önce başlığı ve daha sonra bu incelemeden beklemeniz gereken potansiyeli söyleyerek giriş yapalım. İncelemeyi yazan ben House nam-ı diğer MCU izlemez olarak bu izlediğim 2. MCU filmiydi. Thor harici MCU'dan film izlememiş birinin bu incelemeyi beklentilerinizi bu filmden tuttuğunuz kadar yüksek tutmazsanız alacağınız keyif artacaktır.

Filmimiz Age of Ultron. Ama ne Age, Age gibi oldu ne Ultron, Ultron gibi... Şimdi spoiler yemek istemeyenlerin acilen tahliye edilmesi gerekiyor... Bundan sonrası hunharca spoiler içerir...



Filmin neresinden başlayacağını bilemediğim için ilk sahneden başlayayım. İlk sahne girdiği gibi acaba dedim önceki filmde burada filan mı kaldılar da böyle bir aksiyona girildi, AoS'da benzeri bir bölüm mü oldu ne oldu bu adamlar niye durduk yere Hydra karargahı basıyor. Giriş sahnesi olmamış, olduramamışlar. MCU'yu takip etmeyen biri olmama rağmen bu Hydra mevzusundan da ayrı gına geldi. Ne Hydra'ymış arkadaş ekmeği ye ye bitmedi... Koskoca Marvel'da başka örgüt mü yok? Daredevil ile Hand'e doğru kaymasını umuyorum bu örgüt işinin. Devlet meselesi gibi yıllardır bitiremediler. Gerçi bu filmde bitti gibi ama Marvel'da hiçbir şey için kesin konuşamıyoruz...

İlk sahneden devam edecek olursak Loki'nin asasındaki taş benim gördükten 2 saniye sonra dikkatimi çekti. Bu asanın ilk filmde de olduğunu düşünürsek bu filme kadar orada Infinity Gem olduğunu anlamayan dünyanın en zekileri büyük ayıp etmiş.

Baskın sahnesinde en çok dikkatimi çeken Iron Man'in gizli bölmeyi bulduğu sırada duran robottu. Bildiğimiz protatip ultron'u daha ilk dakikalardan gözümüze soktular. Tabi herkes görememiş olabilir. Ayrıca bir de filmimizin taze intikamcıları (dublajlı izledim ve her yenilmez dediğinde sövdüm) Maximoff kardeşleri bu kadar erken görmeyi beklemiyordum açıkcası. Maximoff kardeşler demişken filme giriş yaptığımıza göre sahne sahne değil karakter karakter gitmeye başlayalım...



Maximoff kardeşler... Henüz X-Men Days of Future Past'i izleme şansım olmadı bu yüzden Fox onları nasıl işledi bilemiyorum ama bu filmdekiler Maximoff kardeşlerin yan sanayisi gibi bir şeydi... Sırf Magneto evreninde yok diye niye adamı Stark bombasıyla öldürüyorsunuz... Ayrıca Quicksilver niye tahliye işiyle uğraşmak yerine sağda solda robot dövdü... Scarlet zaten bildiğimiz gibi değil. Rogue'nin karakterini büyülü yapmışlar gibiydi (tip de Rogue'u anımsattı çokça bana. Anna Paquin aşkım canlanmış da olabilir.). Scarlet'in o çatlak, yerine duramayan yapısı gitmiş yerine ailenin sorumluluk alan kızı gelmiş adeta. New Avenger oldu yetmezmiş gibi. Karakter her ne kadar Scarlet Witch olamasa da yorumlanmış hâli izlettiriyor kendini. Ha bir de film öncesi yapılan "Acaba Ultimate Quicksilver&Scarlet Witch mi izleyeceğiz?" teorilerinin boşa çıkması iyi oldu. Çoluk çocuk da gidiyor bu filme ensest göstermek olmazdı... Ultimate evreninden kısa süreli villian olarak yırttılar. Maximoff kardeşlerin fazlaca yakın olacağı da boşa söylenmemiş. Farkettiyseniz Wanda kardeşi öldüğü anda anladı. Gereksiz atıfla gaza gelmişiz.

Captain America gitti Ultron'la kapıştı dakikalarca, adam daha n'apsın. Iron Man'le kısa süreli tartışmaya girerek Civil War'a yolu da açarak görevini tamamladı.



Iron Man'i normalde sevmem ama sinematik evrende bi' gideri varmış onu anladım. RDJ dedikleri kadar varmış yani. Tabii ki filmde Iron Man'le ilgili en merak edilen ve en beğendiğim olay Hulk kapışmasıydı. Yerinde ve güzeldi. Sadece tadı damağımızda kaldı. Hawkeye'ın evinde geçen dakikalardansa 5-10 dakika daha Hulkbuster vs Hulk izlemek isterdim. Emekliliğe ayrılığı Civil War'a yönelik bir adım olmalı.

Hulk'a gelince bu filmde ikizlerden daha ön planda olan iki karakter varsa onlardan biri Hulk'tı bence. Natasha ile ilişkisi fazla zorlamaydı kabul edelim. Betty Rose dururken Black Widow, Bruce'a yakışmadı. Olmasa da olurdu bu ilişki. Bir ara sırf o sondaki Hulk'a dönüşme sahnesi için mi o ilişkiyi kurdular diye düşünmekten alıkoyamadım kendimi. Ultron'un yapımında Tony'e yardımcı olması bu evrenin Reed Richard açığını kapatmış oldu. Çizgi romandaki Reed-Tony ikilisini beyaz perdede Bruce-Tony olarak gayet de doldurdular. Hep derim çok gereksiz adam şu Reed. Banner, Wanda'nın büyüsünden en çok etkilenen eleman olması sonunu hazırladı. Ufukta bir Hulk filmi de gözükmediği için geri plana atılması doğru tercih. 

İkizlerden daha ön planda olan diğer karakterimiz bu filmin kuşkusuz en dolu karakteri Hawkeye. Hawkeye böyle işlenir işte dedirtti insana. Niye Avenger olduğu, bu ekibin ayrılmaz bir parçası olduğu enfes işlenmiş. Güzelim Marvel Now - Hawkeye serisinin bunda katkısı var mı bilemeyeceğim ama bu filmden sonra bir solo filmi de hak etmedi değil. Clint Barton'ın bir aile babası olduğu fikri ne kadar tuhaf gelse de o da olmuş gibiydi. Bu kısımda Cobra abimizden bir alıntı yapacak olursam "Quicksilver yerine bu kadar iyi işlenmişken Hawkeye ölseydi izleyiciyi daha çok etkileyen bir ölüm izlemiş olurduk." Kendisi de giderken eşine "Bu son." diyerek mesajını da vermiş oldu. Kendisine küçük ajanlarıyla güzel bir gelecek dileyelim...

Thor'a gelecek olursak Mjollnir muhabbeti ve o sahne filmin belki de en keyifli anlarındandı. Captain America Mjollnir'i kımıldatınca Thor'un yüzünün aldığı ifadeyi gördük değil mi? Orada kesin bir mesaj var ama konunun uzmanı olmadığım için bilemedim. Filmde Ragnarok'a sürüyle gönderme vardı. Loki'nin Ragnarok'taki (mitolojide)  düşmanı Heimdall'ı rüyada kör olarak görmemiz, Shield ajanının bu küçük bir kıyamet demesi (dublajda böyle diyordu. Orijinal dilde Ragnarok dediyse daha fena...). Ayrıca gider ayak Infınıty Gems'in 4ünü bulduk geriye kaldı 2 demesi (5 tane değil miydi yahu? Dublajda mı hata var acaba. Ucuz diye dublajlısına gitmeyecektim.) Thor'u üçüncü kademeye atlatmak için yeterliydi. Sırf cahilliğimden soruyorum Vision normalde de Mjollnir'i kaldırabiliyor mu? Yorumlarsanız sevinirim.

Black Widow'ın geçmişinden izler gördük, saçma bir ilişki izledik. Sinema tanrıları Woody Allen'dan razı olsun. Bize Scarlett Johnson'ı bağışladı. O da oynamasa bu filmde Black Widow'a dair izlenecek pek bir şey yoktu. Banner'ın elini kolunu sallaya sallaya onu nasıl kurtardığını ve Ultron'un onu neden öldürmediğini hiçbir zaman çözemeyeceğim.

Karakterlerden geriye bir süper kötümüz Ultron ve oğlu Vision var. Onun dışında dişe dokunur bahsedilecek kimse yoktu gözümde. Falcon, Cameo gibi kaldı. War Machine; Stark'ın robotlarından biri gibiydi. Stan Lee bile filmde daha etkiliydi bence. Zira reis gene yaptı yapacağını.

Gelelim zurnanın zırt dediği yere. Marvel ne yaparsa yapsın, ne kadar karakter çıkarırsa ne kadar karakterde başarılı olursa olsun bu adamların villian sorunu bitmeyecek gibi duruyor. MCU'nun ana düşmanı Thanos, Darkseid'dan esinlenilmiş karakter hadi o neyse ama ben sinemada bu kadar ezik Villian izlediğimi hatırlamıyorum. Eskiden çıkan bir Avengers dergisinde tek sayıda yeniliyordu Ultron. Burada resmen ona benzemiş. Zaten en adam yerine konduğu hikaye Age of Ultron'du. O hikayenin adını verdiğiniz film oluşturup niye sürekli dayak yedirtiyosunuz oğlana? MCU'dan uzak olduğum için ben Ant-Man önce çıktı Ultron'a hazırlık yapıldı sanıyordum ki öyle değilmiş. Oldu bittiye geldi. Önceden bir projeymiş Ultron (Ant-Man'de göreceğiz). Yarım kalmış (Hydra çalmış olabilir, bknz: 5.paragraf). Ha bir de niye direkt çıldırmış olarak piyasaya çıktı. Ve kimse niye bu felaket bitince Iron Man'i gram suçlamadı da hiçbir şey olmamış gibi davrandı. Bence filmin en olmamış yeri Ultron kısmıydı. Basit 3. sınıf fantastik filmi kötü adamından ileriye gidemedi. Vision'ın ona ne yaptığını da hâlâ anlamadım.

Vision çok sonradan ortaya çıksa da güzeldi. İzleyicinin takdirini fazlasıyla kazanıp New Avengerslık dönemini layıkıyla yerine getirecektir. Marvel geri plandaki karakterleri iyi işlemeyi bildiğini Vision'da bir kere daha ortaya çıkardı. Ama New Avengers benim çok içime sinmedi. War Machine, Falcon, Wanda ve Vision'dan oluşan bir Avengers olsa olsa Young Avengers'ın bir kademe üstü olur. 3. filmin villianı Thanos'u düşününce bu ekibe daha çok girişin olacağını kestirmek güç değil.



Son olarak bir kaç şey daha ekleyip yazıyı bitirerek sizi daha fazla sıkmayayım.

- Maria Hill'in dublaj sesi berbattı. 
- Filmde tapınaktan çatışma sahnelerine kadar kullanılan çoğu mekan gerçek. Merak edenleri şöyle alalım. 
- Film 2. evrenin kapanışından daha çok 3. evreye giriş görevi gördü.
- Age of Ultron hikayesiyle film arasında en azından Ultron'un dünyayı ele geçirdiği sahneler beklense de hayal kırıklığı yaşandı.
- Film senaryoyu çok yüzey işledi. Infınıty War'ın neden 2 film olacağının kanıtıydı adeta.
- Spider-Man'i en azından ben göremedim. Gören duyan varsa haber etsin.
- İnterneti kurcalarken bulduğum bu bilgi de son olsun. "Tony'nin tamir etmek için gittiği traktörün markası Deere'di ve Tony içeri girer girmez "Hello Dear" dedi..."

İşte film evreniyle haşır neşir olmayan, çizgi romanlarla yetinen, çizgi roman filmden çok diziye yakışır diyen House'un film incelemesi de bu kadar oluyor efenim. Filmdeki karakter sayısını düşünerek karakter odaklı bu incelememin de sonuna geldik. Kusrumuz olduysa affola. Bir dahaki yazıda görüşmez üzere.

-House







Hoş Bir Fumetti köşemizde bu hafta mutlaka ismini duyduğumuz bir diğer Fumetti karakterinden bahsedeceğiz. Ancak şunu belirtmeliyim ki bu köşede bahsedeceğim 10-15 seriden belki de en az okuduğum bu olacak. O yüzden uzun uzadıya yazamayacağım için affınıza sığınıyorum.

Bu haftaki serimiz "İmkansızlar Dedektifi" Martin amcamız. Yazının kısalığından çok şikayet edildiği için bu sefer uzun tutmaya çalışacağım. Bakalım başarabilecek miyim :D


Bu hafta EsseGesse ekibinin bir başka eseri olan Kaptan Swing’i inceleyeceğiz. EsseGesse’den son inceleyeceğimiz seri de bu olacak. Aynı ekibin Judas ve Tom Braks eserleri de var ancak onları sevmediğim için incelemeyeceğim. Ama incelemek isteyen biri de olursa yayınlamamazlık etmem :D

Hoş Bir Fumetti köşemizde bu hafta Tommiks deyince akla gelen Teksas serisini inceleyeceğiz. Teksas ismini merak eden arkadaşlar için bu da Tommiks’le aynı kaderi paylaşıyor isim konusunda. Zamanın Tommiks ve Teksas serilerinin kapak çizeri Samim Utkun bu isimleri daha ilgi çekici bulup yapıştırmış bizim serilere. Ve Türkiye’de fumetti furyasına isim babalığı etmiş. İyi mi etmiş derseniz ilk okuduğumuz zamanlarda “Ne alaka?” sorusunu sordurduğu için bana kendisini kınıyorum…