DC Comics etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DC Comics etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster



Çeviri: Cartman
Balonlama: MartyMcfly


Kuruluşumuzun 1. yılı şerefine üç büyük kahramanın bir araya gelişinin hikayesini sunmayı uygun gördük. Ayrıca yeni yıl hediyesi olarak bu üç sayılık öykümüzü üç gün ardarda verdik, son sayımız huzurlarınızda, tüm takipçilerimizin mutlu bir yıl geçirmesi dileğiyle.
Keyifli Okumalar.  

Çizgiromanlarda Kahramanın kötüye dönüşmesi popüler bir şekilde kullanılan bir konsepttir. Genellikle kahraman kendi isteği dışında kötüye dönüşür, buna beyin yıkama, hipnotizma gibi şeyler sebep olur fakat bazen yazarlar o kadar tuhaf ve saçma sapan yöntemler kullanır ki hikayeler mantık sınırlarını aşıp ağızda çok kötü tatlar bırakır. İşin kötü tarafı bu hikaye kahramanın karakterizasyonuna yansıdığı için kahramanın geçmişinde kara bir leke bırakır. Sonra bu kara lekeyi temizlemek apayrı bir sorunu oluşturur.  Şimdi kişisel olarak en saçma bulduğum iyiden kötüye dönüşen kahramanlara bir göz atalım. Yazıyı hem DC hemde Marvel kahramanları üzerine yapacaktım ama liste fazlasıyla uzun olduğu için iki şirketi ayrı ayrı ele almayı uygun gördüm.  Bu yazıda DC kahramanlarından bahsedeceğim, bir sonraki yazı Marvel kahramanları üzerine olacak. Son olarak Alternatif evren hikayelerini listeye almadım, zaten alternatif bir evren olduğu için burada karakterizasyon hatası yapılması çokta ana evrendeki karakteri etkilemez, bu yüzden ana evrenle ilgiliniyoruz ve baştan uyarayım yazıda bazı hikayelerden ayrıntılı şekilde bahsedeceği için spoiler içerir.  

Raven ve Bayatlayan Kötüye Dönüşme Hikayeleri



Raven'in kim olduğundan Genç Titanları tanıtım amaçlı hazırladığım yazılarda bahsetmiştim. Trigon gibi boyutlar arası bir iblisin kızı olduğundan yaratılış amacının böyle bir hikaye potansiyeli barındırdığı belliydi ve ilk sefer kötüye dönüştüğü hikaye  gerçektende oldukça iyi bir hikayeydi ama çizgi roman yazarları evirip çevirip benzer senaryoları kullanmayı çok sevdiğinden herkes kendi kafasına göre bir kötüye dönüşen Raven hikayesi yazmaya hevesleniyor, sonuç olarakta bu iyice kabak tadı vermeye başladı. Yazarlar artık şu kızı bir rahat bırakıp daha orjinal fikirler üretmeye çalışın. Sıralamamızın ilk karakteri Raven, ilk iki seferde iyiydi ama üç, dört ve beşte sıkmaya başladı. Hafif bir girişten sonra daha ciddilere girelim.

Hawk'ın Monarch oluşu


Steve Ditko tarafından 1968 yılında yaratılan  Hawk ve Dove, DC'nin pekte bilinmeyen C sınıfı kahramanlarındandır, eğer Justice League Unlimited animasyon dizisini izlediyseniz bir bölümde yer almışlardı oradan hatırlayabilirsiniz.  Mistik bir varlığın verdiği güçler sayesinde zıt kişilikli Hank Hall ve Don Hall adlı kardeşler savaşı ve barışı simgeleyen Hawk(Şahin) ve Dove(Güvercin) kimliklerini alarak kısa serilerde ve diğer kahramanların serilerinde boy göstermişlerdi. 85 yılındaki Crisis adlı büyük event'ta Don ölünce kardeşide emekliye ayrılır ve Hawk ve Dove uzun bir süre ortalıkta görünmez. Seksenlerin sonunda karakterleri çok seven yazar Karl Kesel, kendisi gibi yazar olan karısı Barbara Kesel ile bu sefer Dove'un gücünü bir kadın karaktere vererek ikiliyi geri getirmeyi teklif eder. Dawn Granger adlı genç bir kadının Dove kostümünü devralmasıyla başlayan yeni seri süpriz bir şekilde ufak çapta bir başarı yakalayıp en uzun serisine ulaşır tâki Armageddon 2001'e kadar. Doksanlı yıllarda DC crossover eventları genelde özel bir sayıda başlayıp, dönemin yıllık sayılarında devam eder ve ikinci özel sayıda sona ererdi. 91 yılındaki eventta; uzak bir gelecekte (aslında o kadarda uzak değil 2001 yılında) dünya Monarch adlı bir despotun konrolü altına girmiş ve tüm kahramanlar onun tarafından öldürülmüştür. Monarch hakkında tek bilinen şey ise eskiden bir kahraman olduğuymuş. Monarch tarafından zaman yolculuğu deneylerinde kullanılan Matthew Rider dönüşüm geçirip Waverider adlı bir zaman yolcusuna dönüşerek geçmişe gider ve hangi kahramanın Monarch'a dönüştüğünü bulmaya çalışır. Waverider her kahramanın yıllık sayısına konuk olarak özel zaman gücüyle kahramanların olası geçmişlerini gözlemeye başlar. Bu yolculuk boyunca tüm ip uçları bu kahramanın Captain Atom olduğunu işaret ederken, Armageddon 2001'in özel sayısında bu kahramanın Hawk olduğu ortaya çıkar ve sonrasında büyük bir tartışmaya yol açar. Bulguların başkasını gösterip gerçek suçlunun başkası çıkması gizem öykülerinde bolca kullanılan bir şeydi fakat burada arıza bambaşka bir yerden. Orjinalinde Monarch'ın gerçektende Captain Atom çıkması planlanıyordu fakat bu plan, sayı çıkmadan önce dışarıya sızınca DC editörleri ağır bir hataya imza attılar Monarch'ın kimliğini değiştirirler. İşin vahim yanı o hikayede herkes Monarch olabilirdi ama bir kişi olamazdı ve o kahramanda Hawk'tı. Çünkü Waverider'ın kahramanların geleceğine baktığı yıllık sayılarında sadece Hawk ve Dove, Monarch'a karşı savaşırken gösterilmişti ve Hawk bu savaşta bizzat Monarch tarafından öldürülüyordu. Yani bunun anlamı Hawk kendi kendini öldürmüş oluyor, peki DC özel sayıda buna anlamlı bir açıklama getiriyor mu derseniz, mâlesef hayır. Event'ın son sayısında Monarch aniden geçmişe dönüp Dove'u kaçırır ve Hawk'ın gözleri  önünde onu öldürür. Sinirlenen Hawk, Monarch'ı öldürür ve başlığın çıkardığında kendi yüzünü görür, ölmek üzere olan Monarch kendi kendini yaratmayı başardığını söyler ki bunun nasıl bir zaman paradoksu olduğundan hiç bihsetmeyim. 



Neyse aslında gerisini anlatmaya gerek yok, Hawk çıldırdı ve Monarch'a dönüştü, iyi bir gizem öyküsü olacakken sağ gösterip sol vurmayı amaçlayan editörler yüzünden aptal bir zaman paradoksuna dönüştürülmeye çalışıldı. Süpriz olmayacak bir şekilde bu aptal değişim okuyucuları hiçte tatmin etmedi ve devamına hiç kimse ilgi göstermedi, böylece Armageddon 2001 DC tarihinde kara bir leke olarak kaldı. Tabii bu hikayeden sonra Hawk ve Dove serisinin devam etme şansı kalmamıştı, serinin yazarı Karl Kesel tüm bu fiyaskoyu şu şekilde özetler: "Hawk ve Dove bir aşk hikayesiydi, sonra bir gün Hawk çıldırdı ve Dove'u öldürdü".

Captain Atom'un Monarch oluşu



Evet yanlış okumadınız Hawk-Monarch fiyaskosundan sonra DC hatasını telafi etmeye çalıştı ve orjinal Captain Atom-Monarch fikrine geri dönmeye çalıştı fakat hikayenin havası kaçtığından kimse buna ilgi göstermedi. Hawk, Extant adında üçüncü sınıf bir kötüye dönüşüp (Bunun nasıl olduğunu bilmiyorum, okumadım ama şahsen merakta etmiyorum) kötüye dönüşen bir başka kahramanın emrine girer (ona da sıra gelecek), sonrasında da ölür (o hikayede mi ölmüştü hatırlamıyorum artık ne kadar gereksiz olduğunu anlayın) çok sonra blackest night(en karanlık gece) hikayesinde Hank Hall geri döner (itiraf etmeliyim ki o hikayede kardeşi Don Hall'ın siyah fener yüzüğünü reddetmesi ve sadece yeniden dirilen Dove Dawn Granger'ın  yüzüğe karşı bir gücü olması oldukça ilgi çekiciydi). Atom'un Monarch oluşuna gelirsek, önce Extreme Justice adlı  pekte ilgi çekmeyen bir Justice League spin-off'unda sahte Captain Atom  kılığında ortaya çıkmış (bunu da okumadım ve düşünmüyorumda, Monarch'ın artık kimsenin ilgisini çekmediği ortada) ama seri başarısız olduğundan yayın durdurulmuş hemde bu sahte Monarch-Atom'un kim olduğunu tam olarak açığa kavuşturmadan. Sanradan bu Monarch olayı nasıl olduysa unutulmadı, burda DC ve Marvel arasındaki bir farktan bahsedeyim. Marvel bir hata yaptımı genelde unutturup üzerini örtmeye çalışır, DC'de ise yapılan hata üstünden uzun bir süre geçsede telafi edilmeye çalışılır ve genelde hatayı düzeltmek için yapılan hikaye daha beter sorunlar yaratır. Bu yüzden DC birkaç yılda bir evrenine sıfırlama yapıyor (bu yüzden Marvel'dan pek sıfırlama beklemeyin yapılan hatalar unutulup gidiyor bu kadar basit). Her neyse Captain Atom, Superman-Batman Halk Düşmanları öyküsünde dünyaya  yaklaşan meteoru durdurmak için şu harika yarı Superman yarı Batman robotuna binmiş (eğer bunun animasyon filmini izlediyseniz Batman robotu kullanıyordu) ve kendini feda ederek radyasyonu durdurmuştu. Ama o hikayede Captain Atom aslında ölmüyor Wildstorm evrenine gidiyor (orada geçirdiği zamanın hikayesini okumadım ama oldukça iyi olduğunu duydum) tekrar DC evrenine dönüşü ise Battle for Bludhaven hikayesinde oluyor ama bu pekte iyi bir hikaye değil ve anlatmak bayağı uzun sürer ama her nasılsa o hikayede Monarch zırhına bürünmüş bir şekilde bulunur. Ama olaylar tam olarak orada çözülmüyor, Monarch-Atom esk düşmanı Major Force'u öldürüp kendinide patlattıktan sonra soluğu Countdown to Final Crisis hikayesindeki bir paralel evrende alır. Bu sefer tamamen kötü olan Monarch paralel evrenlerden kahramanları toplayıp battle royal tarzı savaşlara soktuktan sonra sağ kalanlarla başka bir paralel evreni işgal etmeye çalışırken o evrene gelmiş ve kötüye dönüşmüş başka bir süperkahraman (bundan da bahsedeceğim) ile savaşıp ölür (yazarken bile tuhaf geldi sizlerin de anlamasını umut ediyorum). Nalet olsun Monarch'ın kaderi kendisi gibi saçma sapan kötüye dönüşen kahramanlar tarafından ölmekmiş hep, neyse evren sıfırlandı umarım yeni 52 evreninde Monarch görmeyiz.   

Maxwell Lord Karmaşası



Listenin bu seferki ismi biraz daha farklı bir kişi oluyor, Maxwell Lord seksenlerin ortalarında yaratılmış bir iş adamıdır. En büyük özelliği o dönem daha mizahi bir dilde yazılan Justice League International adlı ekibi bir araya getiren kişi olmasıdır. Ekibin bir nevi finansörü ve halkla ilişkiler sorumlusu olan Lord, süperkahramanlar arasında bir yan karakter görevi gördü. Sonrasında Invasion! adlı hikayede telepatik güçler kazandırıldı, doksanlarda ise kısa süreli  ufak tefek dergilerde arada bir göründü. Neredeyse DC evreninden tamamen silinmişken 2000'li yıllarda farklı bir yönde kullanıldı. Uzun zaman Lord'un yakın dostlarından biri olmuş olan Blue Beetle Ted Kord, süperkahramanlara karşı sistematik bir komplo hazırlandığını keşfeder. Hikayenin sonunda Kord komployu kimin hazırlandığını bulur yıllardır Justice League'i destekleyen Maxwell Lord. Aslında normal şartlarda iyi bir twist olabilirdi ama ortada bazı uyuşmayan şeyler var, Lord'un birlikle olan eski bağlantısı aslında etkisizleştirmek içinmiş gibi bir retcon'a dayandırılıyor fakat Lord o dönemler gerçektende birliği önemsiyordu ve daha ilginç bir açıklamada ise Lord'un motivasyonunu süpergüçlü insanların normal insanlar üzerindeki hakimiyetini kaldırmak olarak gösteriyorlar ama bu durumda kendisi zaten telepatik güçlere sahip olduğundan tamamen çelişkiye düşmüş bir duruma sokuluyor. İşin daha beteri ise devamlılık hatasıda var, bahsettiğim ara ara göründüğü kısa ömürlü yayınlarda bir androide dönüşmüştü, bu durum tamamen görmezden gelinerek bu hikaye yazılmış oldu. Her neyse Blue Beetle ölmeden önce Lord'un Şahmat örgütünün lideri konumuna yükseldiğini ve Batman'in süperkahramanlar kötüye dönerse diye hazırladığı Brother adlı uyduyu çalar ve OMAC projesini hayata geçirmeye çalışır. Kısmende başarılı olur, uzun yıllar boyunca kahramanların yanındayken sürekli aslında Superman'i telepatik güçleriyle ele hükmü altına almaya çalıştığı şeklinde bir retcon yapılır. Sonunda Superman'e hayali olaylar göstererek sanki  sürekli Lois'i Brainiac ve Darkseid gibi düşmanlarının tehditinde sanmasına sebep olur. Superman'de Darkseid,Brainiac olarak gördüğü şekillere saldırır ama aslında saldırdığı kişi Batman çıkar. Bunun üzerine yapılan zihin taramasında Superman'e bunları yapanın Maxwell Lord olduğunu tespit ederler. Wonder Woman, Maxwell Lord'u yakalamaya gider fakat Lord'un yanında tamamen kontrolü altına girmiş Superman vardır. Tüm gücüyle saldıran Superman'i durdurmak için tek yol olduğunu gören Wonder Woman, Maxwell Lord'u boynunu kırarak öldürür. Böylece Lord bir oldu bittiye getirilip kötü oldu ve öldürüldü fakat sonrasında oluşan esas hikayeyi göz önüne aldığımızda küçük bir piyonluktan başka bir görevi yoktu, keşke daha iyi bir şekilde ele alınsaydı. Peki tüm bu karmaşaya nasıl bir açıklama getirildi  dersiniz, onun cevabı listedeki bir sonraki kişide.


Superman-Prime ve Retcon Yumruğu




Listede alternatif evrenin Superman'i olmayacak dedim ama Superman ne yaptı etti yinede kendini listeye sokmayı başardı çünkü bu alternatif evren Superman'i olsada ana evrenede bulaşmayı başardı Superman-Prime. Gelelim hadisenin nasıl geliştiğine; Superboy-Prime, 85 öncesinde  yaratılmış earth-prime adlı evrenin superboy'udur. O zamanki paralel evrenlerde earh-prime teknik olarak bizim dünyamız oluyordu, yani şu an üzerinde yaşadığımız dünya ve bu dünyada tüm DC kahramanları birer çizgiromandan ibaret, Superboy-prime ise bu evrende Clark Kent adında bir çizgiroman fanı. Bir gün Superman bu evrene gelir ve bu çocukla tanışır ve süpriz bir şey ortaya çıkar bun Clark Kent adlı çocukta Superman'in güçlerine sahiptir. Bu Superboy'un ortaya çıkışından kısa süre sonra Crisis hikayesi ortaya çıktı ve earth-prime'ın olduğu evren Anti-Monitör tarafından yok edildi, yani teknik olarak bizim evrenimiz yok edilmiş oluyor (Aa hiç haberlerde okumadınız mı ?). Biliyorum biraz karışık bir şey, bir tür dördüncü duvar analogu gibi bir vazfe görüyordu Earth-prime, umarım açıklayabilmişimdir.  Neyse Superboy-prime bu yıkımdan kurtulur Anti-monitör ile yapılan savaşa katılıp kalan son evren kurtarılır. Fakat birleştirilen tek evrende bir yeri olmayan Superboy-Prime kendisi gibi evrensiz kalan dört kişi ile birlikte bir tür paket boyutta yaşamaya gider. Tatmin edici bir sondu tâki yıllar sonra bir devam hikayesi yazılana kadar. Öncelikle Infinite Crisis(Sonsuz Kriz) harika bir öykü bunu baştan belirteyim, umarım günün birinde el atabiliriz. Hikayedeki önemli bir nokta Superboy-prime'ın kötüye dönüşmesi ve teoride işe yarar bir fikir çünkü uğurlarına her şeyi feda ettikleri evrende bir sürü kötü şeyler oluyor ve kahramanlar yollarını sapıtmaya başlamıştı ama uygulama malesef iç açıcı değil. Karanlık ve trajik bir kötü adam olacağına, aşırı güçlü ve sürekli kahramanların doğru düzgün insanlar olmadığı üzerine yakınan bir psikopat olarak yansıtıldı. Neyseki ortağı çok daha ilgi çekici bir kötü adamdı ama spoiler olmasın diye ondan bahsetmiyorum. Bu hikayeden sonra Sinestro Birliği savaşında yer aldı, bu hikayede oldukça iyi bir hikaye Geoff Johns karakteri kötüleştiren kişi olsada yine efektif bir şekilde kullanmayı bir tek o başarıyordu ama başkaları için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Countdown to Final Crisis adlı berbat hikayede bir tür yasal sorunlardan dolayı olgunlaştırılıp Superman-prime adını aldı ve tam bir psikopata dönüp katliamlar yapmaya başladı ve bir alternatif evrende Monarch (Captain Atom versiyonu) ile karşılaşıp dövüştüler ve tüm evreni yok ettiler. Neyse Countdown zaten fazlasıyla karmaşık ve kötü bir hikaye bu yüzden ondan bahsetmeyim hiç, işin özü Superboy-prime'ın kötüye dönüşmesi iyi bir fikir olarak başladı fakat yanlış uygulamalarla kötü bir sonuç elde edildi.   Gerçeklik yumruğu olayıda, tek evrende yaşananları izledikleri gerçeklik duvarını yumruklamasından ortaya çıkmış bir durumdu. Ben buna Retcon yumruğu adını taktım, bu yumruktan sonra oluşan karmaşalar DC evrenindeki bazı olayların değişmesine sebep oldu. Sonrasında oluşan tüm devamlılık sorunları bu yumruklamaya bağlandı. Bunu Grant Morrison bile bir ropörtajında " Bu gerçekliği yumruklama olayı hepimizi kurtaran şey oldu, yaptığımız her devamlılık hatasını bu olaya bağladık, iyide bu olay geçmişte böyle oldu diyenlere hayır artık öyle olmadı çünkü Superboy-prime gerçeklik duvarını yumrukladığı için her şey değişti açıklamasını kullanma şansımız oldu." şeklinde anlatmıştı. İşin komik tarafı Marvel bu fikirle iyi kafa bulduysa da kendiside benzer bir şeyi kullanmaktan hiç çekinmedi Age of Ultron(Ultron Çağı) hikayesinde Wolverine'e zamanı kırdırttı. Gülme komşuna gelir başına derler, sonuç olarak Superboy-prime'ın kötü olduğunda kişiliğinin daha iyi bir şekilde ele alınmasını dilerdim .    

Mary Marvel 



Yine iyi fikrin kötü şekilde ele alınmasıyla devam edelim. Mary Marvel, Captain Marvel'ın kız kardeşidir ve onada büyücü Shazam tarafından aynı süper güçler verilmiştir. Grant Morrison Final Crisis hikayesini yazarken Mary Marvel'ı kötüye dönüştüreceğini belirtmişti fakat Mary kendi isteği dışında kötü bir gücün etkisiyle kötü olacaktı. Ama diğer yazarlar bu fikri Countdown hikayesinde de kullanmak isteyince sıkıntı başladı. Countdown'ın başlarında güçlerini kaybetmiş olan Mary (bu öncesinde geçiyor biraz uzun bir hikaye ama o kadarda önemli değil güçlerini kaybettiğini bilin yeter) eski düşmanı Black Adam'a yeniden güçlerini elde etmek için yalvarır ve Adam'da ona kendi güçlerinin bir kısmını verir fakat bu güçler Mary'i daha da agresif bir karakter haline getirir ve bir takım saçma sapan olaylar sonucunda Eclipso'nun kontrolüne girer ve Darkseid'in kölesi olması için Apokolips'e götürülür. Fakat burada kendisine gelir Apokolips'ten kaçar ve sorunun güçlerinde olduğunu görerek Eclipso ile dövüşürken tüm gücünü harcayarak hem Eclipso hemde kötü etkiden kurtulur. Sonra yunan tanrılarına ve amazonlara yardım ederek yeniden eski iyi güçlerine tekrar kavuşma hakkı elde eder. Buraya kadar herhangi bir sorun yok şimdi sorunun başladığı yere gelelim Mary amazonların adasından evine döndüğünde birde ne görsün Darkseid koltuğa oturmuş onu bekliyor. 



Darkseid'in birinin evine girip koltuğa oturup beklemesinden o hikayenin ne kadar kötü olduğunu çıkarın artık, ayrıca üç tane kötüye dönüşmüş kahramanı içererek bir rekor kırmış oluyor. Sonrasında konuşarak Mary'e kötülüğün ne kadar harika bir his olduğunu anlatır ve daha birkaç sayı önce dersini almış olduğunu zannettiğimiz Mary Marvel onun bu sözlerine inanarak yeniden kötüye dönüşür. Grant Morrison Final Crisis'i yazarken Countdown'ı tamamen inkar etsede bunun verdiği kötü tadı unutmak mümkün değil ve hikayedeki berbat Mary Marvel kostümü hiçte yardımcı olmuyor:


Mary Marvel,  kostümüne mi ağlayım yoksa Darkseid'i birinin evinde koltuğa oturmuşken görüşüme mi ağlayım bilemiyorum (aslında daha öncede görmüştümde bu başka bir yazının konusu olsun).  Şimdi DC içinde en fazla tartışma yaratan iki kişiye geçelim, onları sona sakladım.         


Hal Jordan ve uzaylı böcek Parallax    



 Hal Jordan'ın Parallax'a dönüşme hikayesini herkes duymuştur herhalde ama ayrıntısı ne kadar anlatıldı bilmiyorum bu yüzden ben dilim döndüğünce anltmay çalışayım. Yeşil Fener teması birçok potansiyel barındırmsına rağmen malesef uzun yıllar etkili bir şekilde kullanılamadı, yüzüğü farklı karakterlere kullandırma nedenlerinden biride budur. Doksanlarda da Yeşil Fener yine yeterince ilgi görmeyen bir yayındı ve kaldırılma tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Yazarlar büyük ölçüde sorunu sıkıcı bir karakter olarak gördükleri Hal Jordan'da görüyorlardı ve gepgeniş Yeşil Fener birliğini efektif bir şekilde kullanamıyorlardı. Superman'in ölümü ve dönüşü hikayesi sırasında Hal'ı şehri Coast City Mongul ve Cyborg Superman tarafından yerlebir edildi. Bu acaba karaktere daha fazla derinlik katmak için yapılsada sonradan bu fikirden vazgeçilip Hal'dan tamamen kurtulma fikri uygulanmaya başlandı hemde yanında Yeşil Fener birliğinide götürerek. Hal önce yüzüğüyle şehrin bir görüntüsünü yaratır fakat yüzüğün enerjisi bitince şehir ortadan kaybolur bunun üzerine daha fazla enerjiye ihtiyacı olduğunu anlar fakat yüzüğü kendi çıkarları için kullandığından kurallara aykırı davranmıştır bunun üzerine Hal iyice kafayı sıyırıp merkez bataryanın tüm gücünü almaya kafayı takar ve Oa'ya doğru yola çıkar. Emerald Twilight adlı bu öyküde Hal kendisini durdurmak için önüne çıkan her yeşil feneri yenip yüzüğünü çalar ve onları uzay boşluğunda ölüme terk eder. Oa'ya muhafızların karşısına çıktığında bir süprizle karşılaşır, muhafızlarda ona karşı son kozlarını oynayıp Sinestro'ya yeşil fener yüzüğü vererek Hal'ın karşısına çıkarırlar. Dövüşü Hal kazanıp Sinestro'yu boynunu kırarak öldürür, cidden boyun kırmak DC kahramanlarının öldürme yöntemi gibi bir şey herhalde WW, Maxwell Lord'un boynunu kırdı, Superman man of steel filminde Zod'un boynunu kırdı. Sloganda belli "DC comic: boyun kırmak bizim işimiz". Neyse Hal, Sinestro'yu öldürdükten sonra birde üstüne Kilowog'u öldürdü (yok onunda boynunu kırmadı, onunkini kırmak kolay olmazdı), sonra merkez bataryasına girip bütün enerjiyi kendine çekti. Muhafızlardan Ganthet son bir yüzüğü kurtarıp dünyada önüne gelen ilk kişiye yani Kyle Rayner'a iletir. Bu arada Hal'ın işi daha bitmemiştir, artık Parallax adıyla anılırken güçleriyle bütün gerçekliği değiştirerek yeni bir evren başlatmaya çalışırken (Zero Hour hikayesi oluyor ve Monarch Hawk ona yardım ediyor bu hikayede) kahramanlar tarafından durdurulur. Kyle, ilginç kişiliğiyle Yeşil Fener yayınına ilgiyi arttırdıysada fanlar hâlâ Hal Jordan'a yapılanları unutmamıştır, bu yüzden DC, Final Night adlı bir crossover hikayesi yayınlar ve bu hikayede kendini feda ederek güneş yiyiciyi yok eder. Sonrasında intikam meleği Spectre'nin yeni vücudu olarak seçilir ve bu şekilde kahramanlığa devam eder.2005 yılına gelindiğindeyse Yeşil Fener yayını yeniden durdurulmanın eşiğine gelmiştir, Geoff Johns serinin başına geçer ve seriyi yeniden yapılandırır, retcon yumruklarını çalıştırarak. Rebirth(Yeniden doğuş) hikayesinde Hal Jodan'ın Paralax hikayesini şu şekilde retconlar. Paralax aslında korkunun şekil bulduğu böcek şeklinde bir güç varlığıymış, yeşil fenerlerin güçleri iradelerinden geldiğinden korku iradenin en büyük düşmanıymuş bu yüzden seneler önce korku varlığı Paralax yeşil fenerlerin merkez bataryasına hapsedilmiş, onun saflığı bozan etkisi ayrıca yeşil fener yüzüklerinin sarı renge olan zayıflığınında nedeniymiş. Hal, Coast City'i kaybedince korkunun etkisine girmiş ve Paralax'ın hakimiyeti altına alınmış. Rebith'te Parallax yeniden ortaya çıkıp yeniden Hal'ı etkisi altına almaya çalışır fakat başaramayınca Ganthet'i ele geçirir (bu arada Sinestro'da yeniden canlanır) ve yeniden yüzüğüne kavuşan Hal Jordan ve diğer dünyalı fenerlerle sevaşıp yenilir ve herkes de bu öyküyü kabul edip Hal'ı bağrına basar (itiraf etmeliki Johns Hal'ın öldürdüğü zannedilen fenerleride geri getirerek affettirir, tabii sonra hikayelerinde hemen hemen hepsini öldürür o ayrı konu). Yani sonuç olarak her şeyin nedeni dev bir uzaylı böcekmiş... bana tamamen mantıklı geldi.


Cassandra Cain-Katil Batgirl Skandalı



Ve DC'de en fazla tepki gören kahramandan kötüye dönen kişiye  geldik. Hal Jordan zaten geçmişte pekte enteresan değildi kötüye dönüşmesi çokta tepki görmedi ama Cassandra Cain'in kötüye dönmesi başlı başına bir olay oldu. Cassandra Cain, suikastçiler birliğinin liderlerinden olan David Cain ve  ölümcül dövüş yeteneklerine sahip Lady Shiva'nın kızıdır. Babası tarafından sadece vücut diliyle konuşabilen bir ölüm makinesine dönüştürülen Cassandra Cain, ilk cinayeti sırasında kurbanının vücut dilinden ne kadar çok acı çektiğini anlar ve öldürmemeye yemin eder. No man's Land hikayesinde Komiser Gordon'u kurtaran Cassandra, yetenekleriyle Batman'in ilgisini çeker ve kaos içindeki şehri kurtarmak için Barbara Gordon'un Joker tarafından vuruluşundan beri boş olan Batgirl üniformasını taşımaya başlar.  Batgirl yayını uzun bir süreçten sonra yeniden yapılanmak için durdurulur, o sırada DC serileri Infinite Crisis'ten sonra bir yıl sonra adıyla yayına başlar. Robin'in bir yıl sonra yayınında bir cinayet öyküsü başlar, Tim Drake bir cinayet kumpasının içine düşmüştür  ve  tüm izler bunu yapan olarak Cassandra Cain'i göstermektedir, herkes bunun bir aldatmaca olduğunu düşünürken katil gerçektende Cassandra çıkar hemde suikastçiler biliğinin başındaki kişi olmuştur. 



Nedeni hakkında ise kimse hiçbir açıklama yapmamıştır, bu saçmalık elbetteki fanların büyük tepkisini çekti ve en sonunda retcon yumrukları çalıştırılarak Cassandra'nın babası ve Deathstroke'un karıştığı bir tür hipnotizma olayı işe karıştırıldı ama karaktere verilen zararı pekte karşıladığı söylenemez sonrasında zaten Batgirl kostümünü Stephanie  Brown'a geçti. Bu hikayeye imza atan Adam Beechen bile Cassandra hakkında pek bir şey bilmediğini, editör emriyle bu yönde hikayeyi yaptıklarını itiraf etti. Aslında bu olayların neredeyse tamamı editör yönlendirmesi yüzünden oluyor, yani editörler aslında böyle saçmalıkların olmaması için çalışmalı tam tersine gölge yazarlık yapmamalı. Bir sonraki yazıda Marvel tarafındaki saçma sapan şekilde kötüye dönüşen kahramanları ele alacağım, görüşmek üzere.                  
              
"Cobra"

Çeviri: Cartman
Balonlama: MartyMcfly


Kuruluşumuzun 1. yılı şerefine üç büyük kahramanın bir araya gelişinin hikayesini sunmayı uygun gördük. Ayrıca yeni yıl hediyesi olarak bu üç sayılık öykümüzü üç gün ardarda vereceğiz, ikinci sayımız huzurlarınızda, tüm takipçilerimizin mutlu bir yıl geçirmesi dileğiyle.
Keyifli Okumalar.  


Çeviri: Harrylogan
Balonlama: MartyMcfly


Kuruluşumuzun 1. yılı şerefine üç büyük kahramanın bir araya gelişinin hikayesini sunmayı uygun gördük. Ayrıca yeni yıl hediyesi olarak bu üç sayılık öykümüzü üç gün ardarda vereceğiz tüm takipçilerimizin mutlu bir yıl geçirmesi dileğiyle.
Keyifli Okumalar.  




Çeviri: Harrylogan
Grafik: Noches




Çeviri: HarryLogan
Balonlama: MartyMcfly
Grafik: Noches


Çeviri: CobraCaptain
Balonlama: MartyMcfly
Kapak&İç Kapak: Nireng

Çeviri: HarryLogan
Grafik: Noches

Çeviri: River
Balonlama: MartyMcfly
Kapak&İç Kapak: Nireng

Çeviri: HarryLogan
Balonlama: House
Grafik: Noches

Çeviri: Cobra
Balonlama: MartyMcfly
Kapak&İç Sayfa: Nireng

16 - Yeşil Fener Yeni Muhafızlar 024 (Cobra&MartyMcfly)

Hikayemiz tam gaz devam ediyor.. Keyifli okumalar..


Çeviri: Carnage
Balonlama: Tolgam&House
Kapak&Grafik: Nireng


Çeviri: Cobra
Grafik Düzenleme: House

Esrarengiz X-Men ve Genç Titanlar (Cobra&House)

Hikaye zamanlama olarak X-men için "Day of Future Past" hikayesi sonrası, Titanlar içinde 25. sayıdan sonraki bir dönemde geçmektedir. Bir tür alternatif öykü olduğu için herhangi bir şekilde iki yayının devamlılığında yer almaz.
Genç Titanları daha iyi tanımak için şu makalelere göz atabilirsiniz:
Genç Titanlar Kimdir -1
Genç Titanlar Kimdir - 2

Kapaktaki katkılarından dolayı Nireng'e ve katkılarından dolayı AAD'ye teşekkür ederiz. Teknik bir aksaklıktan dolayı zamanında yayına koyamadık bu yüzden özür dileyip affınıza sığınarak yayına koyuyoruz. Keyifli okumalar...

   Yazının ikinci bölümüyle karşınızdayız. İlk bölümü okuduktan sonra bu bölümü okumanız daha iyi olur. Yazının bu kısmı 1980 yılında başlayan Yeni Genç Titanlar serisiyle ilgilidir. 

   Titanların düşük satışlar sonucu durdurulmasının ardından iki sene geçmiştir, titanların aslında pekte geri dönme olasılığı yokken, fikir ilk önce  DC'de işe başlayan Marv Wolfman'ın aklına gelir. Avengers çizeri olan George Perez'de Justice League çizme umuduyla DC'ye geldiğinde ikili arasında bir ortaklık oluşur.  İkili önceki dönemdeki istikrarsız tonu düzelmeye odaklanıp yeni konseptler üzerinde kafa yorarlar. En sonunda 1980 yılında The New Teen Titans yeni eklenen karakterleriyle ilk sayısı okuyucuların karşısına çıkar.


   İlk sayıyı kısaca özetlersem: Hikaye bir uzay gemisinde çıkan karışıklıkla başlar. Sürüngene benzeyen aşırı gelişmiş yaratıklar güzel bir uzaylıyı durdurmaya çalışırken görürüz. Uzaylı kaçmayı başarıp dünyaya doğru yol alır. Bu esnada Dick Grayson rahatsız edici rüyalar görmektedir. Uyandığında karşısında pelerinli ve başlıklı genç bir kadın görür. Mistik güçlere sahip bu kadın Dick'i Robin kimliğini bilmektedir ve ona Titanları yeniden toplaması gerektiğini söyler ve onunla New York'ta buluşmak istediğini söyleyip Donna'yı bulacağı yeri söyleyip ayrılır.  Dick, New York'ta söylenen yere gelip Donna'yı bulur ve yanında ayrıca adını Changelling olarak değiştiren Beast Boy'da vardır. Onlar bu gizemli kadını tartışırken aralarına hızla Kid Flash gelir. Oda Raven adlı bu gizemli kadının çağrısına uyarak gelmiştir. En sonunda Raven yanında bir kişiyle birlikte yanlarına gelir. Raven'in yanındaki kişi ise Cyborg'tur. Raven büyük bir tehlikenin dünyaya yaklaştığını ve titanların yeniden toplanıp bu tehlikeye karşı önlem almaları gerektiğini söyler ve son bir üyenin daha aralarına katılacağını bildirir. Tam bu sırada Uzay gemisi New York semalarına gelmiştir ve sürüyle yaratık şehre ayak basmıştır. Bir tarafta güzel bir uzaylı, diğer tarafta çirkin ve eli silahlı yaratık sürüsü.  Yeni toplanan gençler tabii ki bariz olan kararı verip yaratıklara dalar.   Zafer gençlerin olur ve böylece yeni genç titanlar serisi başlamış olur , hemde ikonik bir T şeklinde bir kuleyi kendilerine merkez yaparak. İlk sayıyı basit bir kız meselesi gibi anlattığıma bakmayın, sayı gerçektende aksiyonu yüksek ve eğlenceli bir sayıydı, çizgi roman dünyasında yeni yüzler görmek isteyenler için harika bir seçenek oluşturan bu seri inanılmaz bir başarı yakalayarak geniş bir kitleye ulaşır.  Şimdi ekibe yeni gelen üyeleri tanıtayım:


Raven: Ekibin yeniden toplanmasını sağlayan kişi. Bir boyutlar arası İblisin ve bir insan kadının kızı. Bir empatik olan Raven, çevresindeki insanların duygu değişimlerini sezebilip manipüle edebilme güçlerine sahip. Bu güçleriyle aynı zamanda acıyı alıp yaralıları tedavi ederek şifacılıkta yapmaktadır, ayrıca bir çok mistik güce sahiptir. Özellikle iblis babasının kanını taşıdığı için zaman zaman kötü tarafa eğilim gösterebilmektedir(hatta bir kaç yılda bir bu hikaye ısıtılıp ısıtılıp okuyucunun önüne konur). Bu sebepten ötürü sürekli duygularını kontrol altında tutması gerekmektedir. 


Changelling(Garfield Logan):  Garfield diğer yeni ekip üyelerinin aksine eski bir karakterdir, önceki Titan yayınına konuk olarak katılmış ama yaşı küçük olduğu için o sıralar ekibe alınmamıştır.  Orjinalinde bir Doom Patrol üyesi olan Logan, küçüklüğünde ölümcül bir hastalığa yakalanmıştır. O sıralar hayvanlar üzerine deneyler yapan bir bilim adamı olan babası bir serumla Logan'ı kurtarır fakat bu serum Logan'ın derisini yeşile dönüştürüp ona hayvanların biçimine dönüşebilme gücü verir. Sonrasında ailesini kaybeden Logan, Doom Patrol ekibi tarafından bulunup ekibin evlenen üyeleri Elastic Girl ve Mento tarfından evlat edinilir. Beast Boy adıyla  Doom Patrol'de zaman zaman yer alsada  tam olarak ekibin üyesi olmamıştır. Bu sayede aslında ölmekten de kurtulmuştur çünkü Doom Patrol düşük satışlardan dolayı durdurulur  ve ekibin tamamı öldürülür(tabii çizgiroman da ölüm olmadığı için öldü sanılmaktadırlar). Ekibin komik üyesi konumundaki Logan, eğlenceli kişiliğiyle sempatik bir karakterdir, zaman zaman ciddileşmektende çekinmez.


Cyborg(Victor Stone): Annesi ve babası S.T.A.R laboratuvarlarında çalışan Victor, ileri zekasına rağmen babasıyla hiç geçinemediği için sorunlu bir çocukluk ve gençlik yaşamıştır. Yaşadığı bunalımlı dönemi atlatıp ailesini laboratuvarda ziyarete gittiğinde çok ters giden bir deneye tanıklık eder. Bu  kaza annesini alır ve Victor'un vücudununda yarısını götürür. Babası bütün yeteneklerini kullanıp Victor'a  bir beden yapar fakat bu tamamen bir ucubeye dönüştüğünü hisseden Victor'la arasını daha da bozar. Ekibin en derin karakterlerinden biri olan Victor, New 52 dönemi Justice League'de Geoff John tarafından kurucu üye bile yapılmıştır. Karakterin hayranı olarak bu durumdan pek haz etmediğimi  söyleyim ama bundan ilerde bahsederiz. Ekibin teknoloji uzmanı olan Cyborg güçlü silahlarıyla grubun tank savaşçılarından biridir.


Starfire(Koriand'r): Starfire, adı aslında ilk olarak önceki seride Wally'nin takıştığı bir Rus kahraman için kullanılmıştı ama sonradan onun adı Red Star'a dönüştürüldü. Koriand'r ise Tamaran adlı bir gezegenin prensesidir. Bu gezgenin sakinleri duygularını tutkuyla yaşayan canlılardan oluşur ve biraz savaşçılığa yatkındırlar. Kori gezegeninin sevilen bir prensesiyken halkının başına Citadel adlı bir başka uzaylıların tehdidi çöker. Barış için onlara köle olarak gönderilmek zorunda kalan Kori tarif edilemez işkencelerden geçer. Bu işkenceler onu daha da güçlendirmiştir ve en sonunda yolunu bulup  kaçmayı başararak dünyaya sığınır. Gücünü güneşten alan Starfire güçlü ışık patlamaları yaratabilmektedir, ayrıca gurubun fiziksel olarak en güçlüsüdür ama biraz çabuk öfkelendiği için taktik yönü eksiktir. Ayrıca öpüştüğü kişinin konuştuğu lisanı öğrenebilir ki ingilizceyi Robin'i öperek öğrenmiştir (Böyle uzaylı hatunlara can kurban). Starfire'ın Dick Grayson ile bir dargın bir barışık ilişkisi ta New 52'ye kadar sürmüştür, New 52 sonrasındansa bahsetmek istemiyorum ama bahsettiğim zaman bayağı bir öfkeli olduğumu göreceksiniz. 


Ekibin birbirine alışması ve tüm üyelerin birbiriyleuyumlu çalışması biraz zaman alan bir süreçtir ama bir ekibin yayın hayatını sürdürmesi için en önemli şey karşılarına çıkacak rakiplerdir. Önceki seri bu yönden oldukça zayıftı ama Wolfman ve Perez ikilisi bu sorunu görüp yeni Titanların karşısına oldukça güçlü  düşmanlar çıkartmıştır ki bunlar bütün DC evreninde kötülüğün ikonları haline gelmiştir.


    İkinci sayıda H.I.V.E adlı gizli bir örgüt bu gençlerle yakından ilgilenmeye başlar. Onları ele geçirmek için dünyanın en iyi suikastçisi/paralı askerini tutarlar. Böylece Deahtstroke adlı bu karakter çizgi roman dünyasına giriş yapar. Deathstroke, H.I.V.E'ın teklifini beğenmeyip onları geri çevirir, bunun üzerine H.I.V.E Ravager adlı bir başka suikastçiyi tutar. H.I.V.E, Ravager üzerinde bazı deneyler yapıp ilaçlarla onun yeteneklerini arttırır ve Titanların üzerine yollar. Bu çatışmada ilginç bir şekilde Deathstroke'ta Ravager'a yardım eder ama ilaçlar Ravager'ın bedenine ağır gelip bedeninin yaşlanmasına sebep olur. Raveger, Deathstroke'un kollarında ölürken onun aslında Deathstroke'un oğlu olduğu anlaşılır, bunun üzerine Deathstroke Titanları suçlayıp oğlunun bıraktığı işi tamamlayacağına yemin eder. Böylece Titanlar  ve Deathstroke arasındaki kan davası başlamış olur. Ara ara Titanların karşısına çıkan Deathstroke, bir çok kez Titanlara zor anlar yaşatıp onların yakınlarını bile tehdit etmekten çekinmemiştir, bir defasında neredeyse Garfield'ı öldürmeye çok yaklaşmıştır. Deathstroke, Genç Titanlar serisindeki başarısının ardından tüm DC evreni için önemli bir kötüye dönüşmüştür.

    Sonrasında ekibin karşısına çıkan bir başka düşman ise Doctor Light'tır. Daha çok bir Justice League düşmanı olan Light, süper kötülerden oluşan bir ekip kurarak daha zayıf hedef gördüğü Genç Titanların karşısına çıkar. Fearsome Five adlı bu ekip madde yapılarını dönüştürme gücüne sahip Shimmer, insan üstü kuvvete sahip olan Shimmer'ın erkek kardeşi Mammoth, teknolojik bir deha olan Gizmo ve telekinetik güçlere sahip olan Psimon'dan oluşur. İlginç bir şekilde Light yıllar sonra Identity Crisis hikayesi Justice League'in beynine müdehale edip daha zayıf bir düşmana çevirmesinden  dolayı Titanları hedef aldığını retconlar.   Halbuki Light, güçlü bir ekibi bir araya getirip Titanları yenilgiye bile uğratmıştır fakat ekipte liderliğini koruyamaması ayrı bir mesele, yinede bu, o saçma retconu haklı göstermez. Psimon yenik Titanların beynini yıkayıp Justice League'in üstüne yollar. Bu çatışmada Titanlar kendine gelir ama Raven ile ilgili bazı gerçekleri öğrenirler. Raven en başta League'den yardım istemiş ama League onda kötü bir enerji hissedip geri çevirmişler. Tabii League o dönemde Doctor Ligt'ın beynine müdehale ederken çok iyi işler yapıyordu hatta Batman'in bile hafızasını silerek dünyayı kurtarıyordu, neyse saçma sapan bir Identity Crisis retconu başka zaman bahsederiz. Bu olaydan sonra ekip Raven'e tepki gösterip dağılmanın eşiğine gelir (aslında Raven'de pek dürüst davranmamıştır, bahsettiği tehlikenin iblis olan babası olduğunu söylememiştir ve başlarda katılmaya yanaşmayan Kid Flash'ı da kendisine aşık ederek ekibe yeniden döndürmüştür).



Bir sonraki hikaye ise Raven'in babası Trigon'un gelişini konu alır.  Trigon, sonraki versiyonlarda da ekibin en zorlu düşmanı olacaktır. Arkadaşlarının sırtını dönmesi üzerine Trigon'un etkisi altına giren Raven, babasının dünyaya gelişine köprü vazifesi görür. Titanlar sonrasında olayların gerçek yüzünü öğrenip Raven'in annesinin yardımıyla Trigon ile savaşırlar ve başarılı olup onu boyutlar arasındaki boşluğa hapsederler.

Titanların karşısına çıkan önemli düşmanlardan biriside Brotherblood adlı bir tarikat lideridir. Blood'ın vaazlarıyla etkisi altına aldığı insanları kendisine tapınacak kadar bağlayan bir istismarcıdır ve bir takım mistik güçlere sahiptir.

Son olarak ilk otuz sayıda çıkan önemli kötülerden biriside Starfire'ın ablası Blackfire'dır. Kardeşinden nefret eden Blackfire, onun Citadel'e köle olarak gönderilmesinde de parmağı vardır. Sonra tamamen Citadel ile işbirliği içinde olduğunu öğrendiğimiz Blackfire Titanların karşısına çıkıp öldürmeye çalışmış ve Tamaran'ın koruyu tanrısı X'hal'ı bile öldürmeye çalışmıştır.  

Evet buraya kadarı Tianlar ve X-men crossoverını anlamak için ve karakterlerin kim olduğunu tanıtmaya yeterlidir. Bu iki takımın crossover'ı ise oldukça anlamlı olmuştur. X-men seriside Titanlar gibi yayını durdurulmuş sonra takım büyük bir değişimden geçirilerek yeniden yayıa girmiştir. X-men'in müthiş başarısı Titanlara ilham kaynağı olmuş ve sonrasında o dönem iki serininde büyük rekabetini başlatmıştır. İki şirketin farklılıklarını unutup böyle bir seriye imza atması ise o dönemin çizgi roman severleri için gerçektende bulunmaz  bir fırsat olmuştur. Ne yazık ki iki seride şu sıralar başladıkları noktadan iyice sapmış ve değişime uğramış vaziyettedir. Ne diyelim umarım yeniden eski, sade ama kaliteli hikayeler anlatılan günlere geri dönerler.





     Yakında yayınlayacağımız X-men&Teen Titans crossover'ından önce biraz daha az bilinen Teen Titans ekibini tanıtmanın okuyucular için faydalı olacağını düşündüm. Bu yüzden iki parça hâlindeki bu yazıda ilk önce 64-78 yılları arasındaki yayın döneminden bahsedeceğim. 


Ekip ilk kez 1964 yılında Brave and Bold adlı antoloji serisinin 54. sayısında görüldü. Fikir,  bir tür Genç Adalet Birliği oluşturmaya  dayanıyordu. Birliğin yardımcı karaktere sahip olan üç tane üyesi Batman,Flash ve Aquaman'in yardımcıları Robin, Kid Flash ve Aqulad ekibin çekirdeğini oluşturur. İlk hikaye bir şehirde çıkan gençlik klübü sorununu çözmek için bu üçlünün bir araya gelip, Mr.Twister adlı bir süper kötüye karşı güç birliği yapmasını konu alır.  İlk sayının olumlu eleştiriler alması bu gençlerin yeniden bir araya gelmesini teşvik eder ve Brave and Bold'un 60. sayısında ekip yeniden bir araya gelir , hemde yepyeni bir karakterin katılımıyla. Wonder Girl, ekibin ilk bayan üyesi olarak gençlerin arasına katılır ve sonrasında resmi olarak Teen Titans kendi serisine kavuşmuş olur. Şimdi ilk dört üyeyi kısaca tanıyalım:

Robin(Richard Grayson): İlk Robin olan Richard ekibin beyni  ve lideridir. Dövüş sanatlarında usta, ve hocasından öğrendiği dedektiflik yetenekleri sayesinde süper güçlere sahip arkadaşlarının yanında sırıtmadan yer almaktadır. Sonrasında  kendi kanatlarıyla uçmaya başladığında Nightwing kimliğini almıştır. Richard yer aldığı tüm Teen Titans veya Titans versiyonlarında lider olmuştur. 

Kid Flash(Wally West):  Eniştesi Barry Allen'ın uğradığı kazanın aynısı başına geldiğinde süper hız  gücüne sahip olmuştur. Yıllarca Barry'nin yardımcılığını yapan Wally, Crisis on Infinite Earths hikayesinde Barry ölünce onun mirasını devralır. Flash olduktan sonra Titanların versiyonlarında pekte yer almasada dostlarıyla her zaman bağlarını korumuştur ve zor anlarda her zaman onların yanında yer almıştır hatta en iyi dostu Richard Grayson'dur. Wally'nin orijinini okumak isiyorsanız şu aralar devam eden tççt'deki "koşmak için doğdu" serisini okuyabilirsiniz.  

Aqualad(Garth): Aquaman'in yardımcısı  olan Garth hocasıyla benzer güçlere sahiptir. Bir süre sonra ekipten ayrılsada , ilerde alacağı Tempest kimliğiyle ekibin başka versiyonlarında yer almıştır. Genel itibariyle bu üç karakterde ustalarının karbon kopyasıdır ama Wonder Girl'ün de bu şekilde olduğunu sanıyorsanız fena halde yanılıyorsunuz.

Wonder Girl(Donna Troy): Öncelikle Wonder Girl tamamen kazayla yaratılmış bir karakterdir. Tam bir çizgiroman düşmanı olan Fredric Wertham'ın yazdığı "Seduction  of Innocence" adlı kitap dönemin popüler çizgiroman kahramanlarına saldırganca ithamlarda bulunup çizgi romanlarda "Comics Code Authority" adlı bir sansür kurumunun açılmasına sebep oldu. Bu kitap, Wonder Woman'ın sürekli cinselliği çağrıştırıp gençlerin psikolojisini bozduğunu ve  lezbiyenliği özendirdiğini  iddia eder, o devirlerde bu büyük bir tabu olduğu için yazarlar oldukça uçuk hikaye fikirleriyle bu ithamlardan sıyrılmayı amaçlamıştır. Bu uçuk fikirlerden birinde Wonder Woman, hem genç hâli (Wonder Girl) hemde çocuk hâli (Wonder Tot) ile aynı anda maceralara atıldığı tuhaf hikayelerde boy göstermeye başlamıştır. Titanların yaratıcısı Bob Haney bir Wonder Woman kapağında gördüğü Wonder Girl'ü Wonder Woman'ın kız kardeşi zannedip Titanların arasına sokar. Koskoca şirket nasıl böyle bir hata yapar diye sorarsanız, o dönemlerde şartlar ve şirket içindeki bölümler arasındaki iletişimin daha kopuk olduğunu göz önüne almanız gerekir. Tabii bundan sonra işler karışır çünkü kimsenin tanımadığı etmediği bu yeni karakterin bir anda ilgi kaynağı hâline gelmesinin yanında kökeniyle ilgili soru işaretlerinide beraberinde getirir. Kısa süre sonra Donna Troy adını alan Wonder girl'e şöyle bir orijin yazılır:

    Donna, bebekken yanan bir binadan Diana tarafından kurtarılmıştır. Paradise adasında amozonların arasında eğitim görüp kendisini evlat edinen kraliçe Hippolyta tarafından Diana ile aynı güçler bahşedilmiştir. Sonrasına bu basit köken hikayesinin kaç defa değiştiğini duysanız inanamazsınız ve orjin her değişişinde Donna'nın kostümüde değişir. Neden defalarca kez değiştiğinden başka bir zaman bahsederim ama New 52 dönemi başladığında sırf köken hikayesi çorbaya bulandı diye tamamen karakteri evrenden silmek affedilemez bir hatadır.  Zaten böyle sevilen bir karakteri ana evrenden kaldırmak ağır tepki toplamaktan başka hiçbir işe yaramadı. Gerçi sidekick kavramını asla anlayamamış olan Dan Didio, bir çok sidekick'in rezil edilmesine göz yummuş ve sidekicklikten asıl adamlığa yükselmiş yılların Wally West'ini de gereksiz görüp evrenden silerek ne kadar yerinde kararlar aldığını kanıtlıyor! Neyse şu anda New 52 eleştirisi zamanı değil ama emin olun  New 52'nin rezalet Titanlarına da bir gün sıra gelecek.


   Dörtlü, kendi serisine kavuşunca genel itibariyle gençleri hedef alan sosyal sorunlarla ilgileniyordu. İlk hikayenin kötü adamı Mr. Twister, intikam için bir yaratığa dönüşerek Gargoyles adıyla ekibin karşısına zaman zaman çıkar.  Bir diğer yardımcı kahraman olan Speedy, önce seriye konuk olarak, sonrada tam zamanlı olarak katılır. 



Speedy(Roy Harper): Nasıl ustası Green Arrow, bir Batman kopyası olarak yaratıldıysa, Speedy'de Robin'in birebir kopyası olarak yaratılmıştır. Roy'dan New 52 Green Arrow yazısında biraz bahsetmiştim, kısa sürelik uyuşturu probleminden söz ettim. Böyle bir olaydan dolayı daha sonra Roy büyük bir uyuşturucu düşmanına dönüşür, tâki " Cry for Justice" rezaleti Roy'un hayatını mahvedene kadar.




  Neyse bir kez daha ileri atlamayım nerede kalmıştık? Roy'un da ekibe katılmasıyla beşli kahramanlığa tam gaz devam eder, sosyal sorunların yanında genç titanlar kendilerine has renkli düşmanlarla da mücadele etmeye başlar. Eğer hiç Teen Titans Animated serisini izlediyseniz (Şu anda güncel olarak devam eden flash animasyonundan bozma aynı adı kullanan saçmalığı demiyorum, bahsettiğim 2003 yapımı), Ding Dong Daddy ve Mad Mod gibi tuhaf düşmanlar bu dönemde yaratılmıştır. 

                                                 


  İleri sayılarda ekipte Aqulad'ın etkinliği iyice azalıp yeniden dört kişi olarak devam ederler (büyük ölçüde yazarlar karada nasıl etkili kullanacağını bilmediği için ekipten ayrılır). Fakat 40'lı sayılara doğru satışlar iyice düşünce ekibe yeni üyelerin katılmaya başlar.

 

    Telepatik güçlere sahip bir gogo dansçısı olan Lilith ekibe ilk katılan sidekick dışı konseptten gelen karakter olmuştur (gençlerin olduğu ekibe seçe seçe bir gogo dansçısı eklediler ya söyleyecek şey bulamıyorum).


 Sonrasında ekibe Mal Duncan adlı tuhaf bir genç katılır.  Mal'i anlatmaya nereden başlayacağımı cidden bilemiyorum , insanı mala bağlayan tuhaf bir karakterdir kendisi.  İlk başta Guardian kostümünü giyen karakterlerden biri oldu sonra Gabriel's Horn adlı mistik bir objenin gücünü uyandırarak Hornblower adlı bir kahramana dönüştü. Bir boru olan bu mistik eşya sayesinde yüksek ses dalgaları yaratabilip aynı zamanda boyutlar arası geçitler açabiliyordu. Ekibe sonradan giren bir başka karakterse Duncan'ın kız arkadaşı Karen Beecher oldu. Bir bilim adamı olan Karen'ın ekibe girişi ise daha tuhaf oldu. İlk başlarda Mal'in işe yaramaz hissetmesine üzüldüğü için kendisine yüksek teknoloji bir kostüm  yapıp (aslında bildiğin arı kostümü) Titanlara saldırıp bilerek Mal'e kaybetti.  Sonra bunu itiraf ettiğinde Titanlar yeteneklerinden etkilenip onu ekibe aldılar. Bumblebee adını alan Karen büyük ölçüde Marvel'daki Wasp'tan kopyalanmıştır fakat ilginç bir özelliği, DC'nin ilk siyahi kadın kahramanı olmasıdır.



  Son olarak ekibe giren bir diğer karakter ise Duela Dent namı diğer Joker's Doughter ve sonradan aldığı adıyla Harley Quin(DC'de Harleen Quinzel'den önce ne kadar çok kişinin bu kimliği aldığını duysanız şaşırırsınız). Duella'nın hikayesi biraz uzun olduğu için başka zaman daha ayrıntılı bir şekilde anlatayım. 



     Sonrasında ekibe ara ara başka üçüncü sınıf genç kahramanlar konuk olur. Bunların içinde en göze çarpanları Doom Patrol ekibinin genç üyesi Beast Boy, savaş ve barışın avatarlarının simgesi olan Hawk ve Dove, Batgirl (Barbara Gordon versiyonu değil ve bu da biraz uzun bir hikaye başka zaman anlatırım) ve Hawkman'in sidekick'i Goldenhawk (evet böyle bir karakter bile var).    Bir süre sonra bu konuklardan Titans West adlı ikinci bir Titan ekibi kurma fikri ortaya atılsada hiçbir zaman hayata geçemez.

    Hikayeler genel anlamda dönemlere göre değişiklikler gösterir başlarda tamamen gümüş çağın etkisinde olan tek sayılık maceralar bronz çağ döneminde  uzun hikaye dizilerine dönüşmeye başlar. Uzun bir dönem sayılabilecek bir yayın hayatı olsada hiçbir zaman üst seviye bir yayın olamadı. Yayın ilk önce 1973 yılında bir durdurulma yaşadı sonrasında 1976 yılında kaldığı sayıdan devam edip yeniden yayına başladı ama oda kısa ömürlü olup 1978 yılında tamamen durduruldu. Belki de fazla sidekick yapısında kalması ve yeterince yüksek seviye olaylara bulaşmaması ekibin okuyucuları yakalayamamasının nedeni olmuştur. Bu yüzden ilk dönem serisi çokta kayda değer bir yayın olmadı fakat işler 1980'de tamamen değişir. Yazının ikinci bölümünde Yeni Genç Titanlar adıyla tekrar yayın hayatına giren ikinci Titan takımından bahsedeceğim bu sefer karakterlerin ve hikaye örgüsünün nasıl evrim geçirdiğine şahit olacaksınız.


"Cobra"


Çeviri: HarryLogan
Grafik Düzenleme: Glint